SAMOS GEZİSİ

Uzun zamandır bloğuma gezi yazısı eklememiştim. Hatta seneler oldu. Şimdi yeniden bir başlangıç yapmak istedim ve bu, hem yurt içi hem de yurt dışı seyahatlerimi paylaşmak için harika bir fırsat.

Buraya son eklediğim Almanya gezisinden beri bir çok farklı destinasyon keşfettim. İlk olarak Almanya’da Münih ve Stuttgart’ı ziyaret etmek beni çok etkiledi. Her iki şehir de zengin tarihleri ve kültürel dokuları ile dikkat çekiyor. Münih’in hareketli atmosferi ve Stuttgart’ın yeşil alanları arasında geçirdiğim zaman unutulmazdı.

Avusturya’nın başkenti Viyana, huzur dolu sokakları ve muhteşem mimarisi ile beni derinden etkiledi. Prag ise, masalsı havası ve tarihi köprüleriyle büyüleyici bir deneyimdi. Milano ve Verona ise beni İtalya’nın sanatsal ve gastronomik zenginlikleriyle tanıştırdı. Özellikle Lago di Garda, doğal güzellikleriyle gözlerimi kamaştırdı.

Cenevre’de geçirdiğim zaman, gölün sakinliği karşısında ruhumu dinlendirdi. Londra’da ise, tarihi ve modern yapılar arasında yürüyüş yapmak, şehrin enerjisini hissetmemi sağladı. Yunanistan’a yaptığım son seyahatte Samos ve diğer adalar, denizin ve güneşin tadını çıkarmak için mükemmel yerlerdi.

Türkiye içerisinde de birçok güzel şehir gezdim. Gaziantep’in kendine has mutfağı, Şanlıurfa’nın tarih dolu sokakları, Mardin’in taş yapıları, Konya’nın mistik atmosferi, Kayseri’nin tarihi değerleri ve Kapadokya’nın benzersiz doğal oluşumları, seyahatlerimi zenginleştiren duraklardı. Aklıma gelmeyen daha birçok güzel şehri ziyaret ettim. Keşke gezdikten sonra direkt buraya yazsaydım, böylece deneyimlerimi daha taze bir şekilde paylaşabilirdim. Şimdi hepsi birer anı olarak kalmış durumda, ama yeniden yazmaya başlamak, bu anıları yeniden canlandırmak için harika bir yol olacak.

O halde Samos gezimize başlayalım.

Bizim çok çok yakınımızda olan Samos adasını ziyaret etmek için Samos adasına Seferihisar’dan kalkan gemileri kullandık. Bayram dolayısı ile yoğunluk mu vardı bilmiyorum çünkü geçen senede Midilli adasına gidişimiz yine bayrama denk gelmişti.Gemi kalkış saati çok erken olduğu için sabah 5’de evden çıktık ve Teos limanına vardık.

Yolculuk başlarken mutlaka bir fotoğrafımızı çekeriz 🙂

Samos adasına vardıktan sonra araba kiraladığımız yere gittik ve aracımızı teslim aldık. Araç kiralama sahipleri o kadar dostça karşıladılar ki bütün yorgunluğumuzu unuttuk. Adanın sıcak atmosferi ve samimi insanları, seyahatimizin başından beri hissettiğimiz yorgunluğu bir anda unutturdu. Kiraladığımız aracın kapısını açar açmaz, adayı keşfetme heyecanıyla dolmaya başladık. Rüzgârın hafif esintisi ve güneşin sıcaklığı, yolculuğumuzu daha da keyifli hale getirdi.

Biz konaklama için Samos’ta bulunan Limnionas koyunu tercih ettik. Limnionas Batı Samos’ta ,Kerkis Dağı eteğinde,zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrili sakin bir koyda yer alıyor. Otelimiz de hemen koyun önünde olan Studios Limnionas idi. Bu seçimin arkasında, koyun eşsiz güzelliği ve sakin atmosferi yatıyordu. Limnionas, turistik kalabalıklardan uzak, huzurlu bir konaklama imkânı sunarak, tatilimizin dinlendirici geçmesine olanak sağlıyordu.

Otelimize vardığımızda, deniz manzarasına sahip olan odalarımız bize büyüleyici bir karşılama yaptı.

Yemek yediğimiz ilk yer otelin hemen yürüyüş mesafesi yakınlığında bulunan Epiouzion Restaurant idi. Burada, harika deniz mahsülleri yiyebilir ve güzel bir uzo içip için çok keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Keyifli bir akşamdan güzel bir hatıra

İkinci akşam ise yemek için Limnionas’a arabayla 15-20 dakika kadar uzaklıkta olan Kampos’a gittik. Kampos, Marathokampos köyünün bir parçası. Burada bir Yunan işletmeciye ait olan Restaurant Nostos isimli harika bir restorana gittik. Buraya gitme sebebimiz restoranın kendi odunlu fırınına sahip olmasıydı ve yoldan geçerken harika pizza kokuları almamızdı. Restorana vardığımızda, samimi ve sıcak bir karşılama ile karşılandık. Yemek bitiminde restoranın sahibi bize kendi yaptığı Limoncello’dan ikram etti,tavırları gerçekten çok samimiydi ve iki millet olarak ne kadar çok ortak kültürümüz olduğundan ve kardeşliğimizden bahsettik 🙂 Kendisine samimiyeti için buradan da tekrar teşekkür etmiş olalım 🙂

Yunan dostlarımızın yaptığı pizza bir harikaydı 🙂

Burada bir şeyden daha bahsetmek istiyorum. Limnionas’da kalırken sabahları seyyar manav arabası geçiyordu ve meyvelerini anons edip satıyordu. Meyvelerin isimleri size hiç yabancı gelmeyecek. Çeri çeri melon,karpuzi,şeftali,nektari :)))

Ve gelelim son akşam yemeğini yediğimiz yere. Gündüzleri vaktimizi denizde dinlenerek geçirdik o yüzden burada sizlere sadece akşamları gittiğimiz restoranları anlatabildim,aslında faydalı olacağını düşünüyorum çünkü gerçekten Samos’a gittiğinizde ziyaretinize değecek yerler.

Son akşam muhteşem bir manzara eşliğinde harika bir deniz mahsülleri yemeği yedik. Burası gerçekten bugüne kadar yemek yediğim en iyi manzaraya sahip olan restoran olabilir. Restoranın adı Psili Ammos Restaurant ve Limnionas’a araç ile 10 dakika mesafede.

Restoranın menüsü bir harikaydı,her şey çok çok tazeydi. Kalamar dolması ve ahtapotu hiç bu kadar lezzetli yememiştim. Ayrıca burada çok sevdiğimiz Dolmadakia yani Sarma yedik 🙂 O da gerçekten harikaydı. Burayı da şiddetle tavsiye ederim.

Gezimizin son gününde de Samos adası merkezini ziyaret ettik ve orada tabii ki hemen bir hobi dükkanı karşıma çıktı. Dükkan sahibi çok tatlı bir hanımdı. Hemen kendisine örgü ördüğümden bahsettim. Onun da annesi örgü örüyormuş ve dükkanında annesinin yaptığı ürünlerin yanında ip ve hobi malzemeleri satıyor. Birbirimizi Instagram’a ekledik ve oradan da tatlı ipler alıp çıktım 🙂 Dükkanın ismi Arty Vein.

Tabii ki de bu geçen süre içinde örgümü ördüm,çevremdeki ”Acaba bu kadın ne örüyor ? ”bakışlarını üzerimden eksik etmemeye özen gösterdim :))

Sevgiler,

Buket