Herkese merhaba,
Ne zamandır buraya yazmıyordum. Fikirlerimi paylaşmayı seviyorum .Fikir paylaşmak iletişim kurmak adına güzeldir. Bir de kendinize ait bir blog sayfanız varsa paylaşın da paylaşın 🙂 Burayı umarım artık daha sık kullanacağım.
Bugün beni uzun zamandır çokça düşündüren ve yazmakta da zorlandığım bir konudan, sosyal medyadan bahsetmek istedim. Yazmakta zorlandım çünkü konu sosyal medya olunca eleştirdiğim konularda kendimi de gördüm ve aslında başkalarını eleştirirken kendim de aynı hatalara çokça düştüğümü fark ettim. O yüzden bu yazıya başlayalı yirmi gün kadar süre geçti,defalarca silip yeniden yazdım :)) Daha öncede söylemiştim sosyal medya hakkında bir eleştiri yazısı yazmaya çalışın,bakalım neler göreceksiniz kendinizden diye :))) Ben sosyal medya olarak daha çok instagram’ı kullandığım için aslında eleştirilerimi genelde onun üzerinden yazdım.
Sosyal medya insanlarla bir şeyler paylaşabilmek adına harika bir yer. Özellikle fikir ,duygu ve üretilen herhangi bir şeyin paylaşımı insanı çok mutlu hissettiriyor değil mi ? Hal böyle olunca ben de kendime fikirlerimi yazdığım bir blog ve ürettiğim şeylere dayanan bir instagram sayfası açmaya karar vermiştim. Ayrıca yeni şeyler öğrenmek için sosyal medyanın bir derya deniz olduğunu düşünüyorum. Tabii ki okuduğunuz bilgilerin doğru mu değil mi olduğunu teyit etmeniz de çok önemli burada. Çünkü o derya denizin içinde neler yok neler 🙂 Yalan yanlış bilgiler,kendini bir çok şeyin uzmanı zanneden kişiler. Aslında; ah o kişiler yok mu o kişiler 🙂 Karşıma bazen aslı astarı olmayan bilgiler içeren sayfalar düşebiliyor. Altındaki yorumları okuyunca güleyim mi ağlayayım mı şaşırıyorum. Araştırma ve bilgileri teyit etme özelliğimiz ne yazık ki dünya genelinde düşük seviyede. Bir bilgi görünce hiç araştırmadan körü körüne ona inanıyoruz. Bazen isminin başına uzman vs.yazan sahtekarlara bile denk geliyorum. Bunları takip eden bayağı da büyük kitleler oluyor.
Ya o karşımıza çıkan ve bizim aslında öz kimliğimizle alakası bile olmayan psikolojik sözlere ne demeli ? Bu sözleri hazırlayanlar kimler ? Bu konunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum çünkü aslında aslı olmayan psikolojik terimler sosyal medyada dönüp duruyor ve bu insanları negatif anlamda etkiliyor. Toplum içindeki insan ilişkileri en önemlisi insanın kendisi ile olan ilişkisi bozulabiliyor. Psikologların kendi hesaplarından yaptıkları paylaşımları bunun dışında tutarak konuşuyorum, kaynağının nereden ve kim olduğunu bilmediğimiz hesaplardan.
Bir de kalıp sözler yayınlayan hesaplar var. Örneklemek gerekirse; şu şöyle ise bu da böyledir !!! :))) Sana biri şöyle yaptıysa bu da böyle olacaktır, sen de şöyle yap !!! Arkadaşlar gerçekten bu hesaplar insan psikolojisini etkileyebilecek,insanların çevresine olan güvenini kırabilecek ve insan egosunu en üst seviyeye taşıyan sözler yayınlıyorlar ve ciddi anlamda bunlardan etkilenen gençler vardır diye düşünüyorum .
Sosyal medya ile ilgili eleştiri yazıları hakkında araştırma yaparken Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof.Dr.Vefa Taşdelen’in SOSYAL MEDYA VE EDEBİYAT isimli bir eleştiri yazısı ile karşılaştım. Kendisi yukarıda bahsettiğim konuya benzer olarak bakın neler demiş ;
”Eleştirmenlerin görüşlerine bakılırsa sosyal medya üzerinden türeyen bir dil ve edebiyat biçimi ile karşı karşıyayız.”
Taşdelen, V. (2014). Sosyal Medya ve Edebiyat. Hece, 213, ss. 83-94.
Ve sonra yine Sayın.Taşdelen devam ediyor;
”Metin, sanki sözü söylemeye değil kısmaya, açmaya değil örtmeye odaklanmış gibidir. Kısa söylemeyi mümkün kılacak simgesel ifadeler, kırılmış ve eksik bırakılmış cümle ve sözcükler, kelimelerin ve duygusal durumların yerini alabilecek simgeler, bu metin oluşturma biçiminin özellikleri arasında yer alır. Sözü kısmak, kısaca söylemek, anlamı belirsiz, çağrışımı geniş bir ifade biçimi benimsemek; aynı şekilde anlam ve duyguları, kendi içlerindeki öznelliği, bireysel çeşitliliği ve farklılığı hesaba katmadan belirli simgeler dizgesine emanet etmek; yer yer gramer yapısını kıran, nezaketi, ölçülülüğü bir yana bırakan kaba ve argo söyleyişlere eğilim duymak, bütün bunlar sosyal medyada türeyen yeni yazım biçiminin özellikleri arasındadır. Yeni metin anlayışı, bu hâliyle kendisini, sözü açmaya değil kısmaya, sözü güzelleştirmeye değil sıradanlaştırmaya, kalıcı bir değer oluşturmaya değil zaman geçirmeye adamış gibi görünmektedir. Bu yazım biçimine edebi bir nitelik kazandırmak isteyenler twitter grupları oluşturmuş, işi festivaller düzenlemeye kadar götürmüşlerdir (http://twitterfictionfestival.com/archive). Ortaya haikuları, reklam sloganlarını, aforizmaları çağrıştıran ifadeler çıkmıştır. Bunlardan biri şöyle der: “Hayattan aldığım dersi iki kelimeyle özetleyebilirim: ömür geçiyor.” Bir başkası, farklı açılardan yorumlanabilecek iki sözcüğü bir araya getirir: “Sessizliğe sağır”. Bir başkası şöyle der: “Son yeniden başlar”.”
Yazının tamanına buradan ulaşabilirsiniz. Bence mutlaka okuyun.
Peki sosyal medya araçları hakkında kendinize hiç şöyle bir soru sordunuz mu; evet ben sosyal medya araçlarını kullanıyorum,peki ya onlar beni nasıl kullanıyor ? Bedava görünen hiç bir şey aslında bedava değildir.
Facebook,twitter,instagram gibi sosyal medya araçlarını kullanırken aslında onlar bizi daha çok kullanıyor. Geçimlerini bizlerin yaşamları üzerinden sağlıyorlar. Biz kendimizi sosyal anlamda tatmin etmeye çalışırken aslında onlar bizlerin bu zaafından yararlanıyor.
Bu konu ile ilgili olarak da bir kitap incelemesi yapılmış. Kitap Christian Fuchs’un Sosyal Medya: Eleştirel Bir Giriş isimli kitabından.
Facebook, Google gibi şirketlerin çok sayıda
Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi• © 2022 • 9 (2) • güz/fall: 239-244
kullanıcı verisini depolamasının amacı, iletişime erişimden ziyade, verileri reklam amacıyla satmak,
yani kullanıcı verilerinden kâr elde etmektir. Fuchs (2020:84) bu nedenle sosyal ağların “dünyanın
en büyük reklam ajansları” olduğunu öne sürer. Aynı zamanda sosyal medyada gözetlenen insanların
web üzerinde bıraktığı her izin tek profilde bütünleştirilmesinin ve bunların analiz edilebilir verilere
dönüştürülmesinin yaratabileceği faşist potansiyelleri, gözetimi, algoritma mantığına dayanan
yönlendirmelerin doğurabileceği tehlikeleri ön plana çıkarır.
Ve devamında;
Sosyal medya şirketlerinin sermaye birikim modeli, hedefli reklamcılık ve kullanıcı gözetimidir. Facebook
ve Google gibi şirketler, kullanıcı tarafından oluşturulan içerikleri, kişisel bilgileri ve çevrimiçi
davranışları reklamcılara meta olarak satar, bu noktada kullanıcının dijital emeği sömürülür; internet
şirketleri, kullanıcıların karşılığı ödenmemiş zamanıyla sermaye biriktirir.
Hayriye TİMUR
Doktora Öğrencisi
Kocaeli Üniversitesi
”Kullanıcıların karşılığı ödenmemiş zamanıyla sermaye biriktirir.” Ne kadar da vurucu değil mi ?
Son olarak sosyal medyanın aslında sosyalleşmek adına güzel olduğunu ama bu durumun bazen de maalesef insanları aksi yönde etkilediğini de söylemek istiyorum. İletişimi arttırmak adına kullanılan sosyal medya bazen de iletişimsizliğe sebep olup atılan ‘like’ler üzerinden hesap edilip dengesiz bir bağ kurulmasına sebep oluyor.
Bu sebeple, sosyal medya kullanımı hakkındaki eğitimin de artık günümüzde çok daha önem taşıdığını düşünüyorum . Okullarda belirli bir seviyede bu eğitim veriliyor ama bence bu daha da ciddiye alınmalı. Tabii bu konuda kendimizi de eğitmemiz gerekiyor.
Bu arada iki gün önce (2 Ağustos 2024) instagram devlet tarafından erişime engellendi. Gerçi hoş; engel vpn yolu ile aşılıyor. Sosyal medyada engele dair çeşitli yorumlar okudum. Sevinen de var üzülen de,her şeyde olduğu gibi … Ama beni en çok güldüren yorum sanırım şu oldu ; ”Annemin bugün tuvaletten erken çıktığım için şaşırmasına neden olan hadise ! ” :))))))
Peki sizler sosyal medya ile ilgili neler düşünüyorsunuz ? Sosyal medya ne kadar hayatınızın içinde ve sizi ne kadar etkiliyor ? Yorumlar ve farklı görüşler okumak beni mutlu eder 🙂
Sevgiler
Buket
